Sosyal Medya Markayı Vezir de Eder…

60’lar,70’ler,80’ler…Her on yılın bir ruhu vardı. Sanki sırası gelen sıradaki on yılın, kıyafet değiştirmek kadar hızlı bu durumu ve takındığı bu ruh hali, derin etkiler bırakmıştır. 60’ların modası, yaşam biçimi, kamera ve fotoğraf çekimlerinin siyah beyaz olması ayrı bir ruhtu. Günümüzde bile kamera ayarlarının siyah beyaz yapılması da bu ruhun halen daha devam ettiğinin bir örneğidir.

80’lerden sonra bu ruh kaybolmuş gibidir. Teknoloji ve getirdiği her inovasyon, her yenilik ve her kolaylık aslında bu ruhun göçünün alametidir. Başparmaklarımızla paylaştığımız bir dünyamız ve sosyal ağımızı kurduğumuz tanıdık tanımadık insanlarımız var.

Her insanın bu yenidünyasına doğal olarak ta markaların girme arzularının olması kaçınılmazdı. Başlarda  fazlasıyla popüler kültür durumunda olan sosyal medyanın kaçınılmaz bir realite olduğunu fark eden tüm markalar, siteleri üzerinden yayın yaparken bile sosyal medya linklerini de sitelerine eklediler. Cool olmaları bu dünyanın onları anlamadığını düşündürmüş olabilir fakat tüketicilerin gözünden uzak olmaları onları gönüllerden de uzak edeceğinin farkına varmaları geç olmadı sanırım.

Sosyal medyanın markalar tarafından doğru kullanımı çok önemlidir. Nasıl ki evi güzel gösteren dışıysa, bir firmanın kurumsallığı önce kurumsal sitesi ise, yemeğin lezzeti aynı zamanda sunumuyla doğru orantılıysa, sosyal medyada tıpkı bu örneklerde ki gibi  markayı sunulduğu gibi temsil etmektedir.

Markaların sosyal medyadaki aktif kullanıcı sayısının yüzde kaçına ulaştığından çok hedef kullanıcılara ulaşması daha çok önemlidir.

Markaların sosyal medya sayfalarını sürekli güncel tutmaları da çok önemlidir. Bir hevesle başlayıp atıl durumda kalmış çok sayıda sayfa olduğunu görebilmekteyiz. Bu durumun tüketici gruplarında bıraktığı algı marka imajı açısından olumsuz bir durumdur.

Marka adına sayfaları yönetenlerin de marka çizgisine ve markanın ruhuna hâkim kullanıcılar olması gerekmektedir.

Markaların ideolojisi, siyasi düşüncesi, dini, ırkı ve dolayısı ile kitleleri her ne sebeple olursa olsun ayrıştıran bir tutum içinde olmaması da ayrı bir dikkat edilmesi gereken konudur.

Marka demek solunacak hava, içilecek su, her kez tarafından görülecek bir yer demek gibi bir anlam taşır. Artık tüm insanlığa aitsinizdir demektir.

Sosyal medyada bir ideoloji için taraf olmak, ABD başkanını bile kötüleyen bir linki paylaşmak doğru değildir. Bir markanın sosyal medyadaki marka PR’ının beslendiği ilkeleri barış, eşitlik ve dolayısıyla sosyal normlara iyi niyetle dokunan  ilkeler olması gerekir. Savaşın ortasında kalmış bir mağazanın iki tarafın askerlerine de aynı müşteri memnuniyetiyle yaklaşmasını bir örnek olarak verebiliriz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s